Etiketler
Benzer şekilde mandıra ürünleri, özellikle süt ile yumurtalık kanseri arasında da rahatsız edici bağlantılar bulundu. Kasım 2004′te American Journal of Clinical Nutrition yayımlanan İsviçreli araştırmacıların incelemelerinde şu sonuç vurgulandı: “Verilerimiz yüksek miktarda laktoz ve başta süt olmak üzere mandıra ürünü tüketiminin yumurtalık kanseri riskindeki ciddi artışla ilintili olduğunu ortaya koydu, ancak bu ilişki yumurtalık kanserindeki diğer alttürler için geçerli değil.” Biber hapı zayıflama ile alınan sür ürünleri her türlü kilo verme yolundan daha iyi bir sonuç vermektedir.
Tam yazının taslağını teslim ettiğim günlerde Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı’ndan araştırmacılar birtakım eğilimleri bulmak maksadıyla daha önceden yayımlanan on iki farklı araştırmayı incelediler.
Şubat 2006′da Cancer Epidemiological Biomarkers and Prevention’da yayımlanan sonuçlarda, her ne kadar belirli mandıra ürünleri ya da kalsiyum tüketiminin yumurtalık kanseri riskiyle alakasının gözlenmediği ifade edilmişse de “Günde üç ya da daha fazla bardak sütle eşit düzeyde laktoz alımının yumurtalık kanseri riskini biraz artırdığı görülmüştür.”
Meksika Biberi kullanıcıları ile araştırmacılar, üç bardak süt diyetisyenlerce önerilen miktar olduğundan, “mandıra ürünü tüketimi ile bu tüketim seviyesindeki yumurtalık kanseri riski arasındaki ilişkinin daha ileri düzeyde bir inceleme gerektirdiğini,” belirtmişlerdir.
Bunu önlemek için fabrika çiftliklerde yetiştirilen ineklere rutin bir şekilde yüksek dozlarda antibiyotik verilir ki bu ilacın kalıntısı steroid ve büyüme hormonlarıyla birlikte, bu hayvanlardan elde edilen süt ve ette de sürekli olarak bulunur.
Bazı insanların tükettikleri kalorilerini, diğer insanlardan farklı kullandıklarını biliyoruz. Çoğu kez “metabolizmalarının hızlı olduğunu” veya “genlerinden kaynaklandığını” söyleriz. Bu insanları bilirsiniz. Bunlar istedikleri her şeyi yiyip, buna rağmen kilo almıyormuş izlenimi verenlerdir. Bir de bizim gibi aldıkları kalori miktarına dikkat etmesi gereken bir çoğunluk vardır-ya da biz öyle sanırız. Bu olabilecek en basit açıklamadır. Meksika Biberi kullanıcıları bunu sakın üzerlerine almasınlar. Zira kullandıkları Biber hapı ürünü ile alakalı gayet açık belirtilmiştir ki diyet yapmaksızın zayıflama Acı Biber kapsülü ile gerçekleştirilebilir.
Kendi büyük araştırmamıza ve başkalarının çalışmalarına dayalı daha kapsamlı bir açıklamam var. İşleyiş şu şekildedir. Alınan kalori miktarı sınırlanmadığı sürece, çok-yağlı çok-proteinli beslenenlerimiz, ihtiyaç olandan daha fazla kaloriyi tutarlar.
Bu kalorileri vücut yağı olarak depolarız, belki de kas liflerimize onları dokuruz (kasaplık hayvanlarda buna “damarlı” deriz) ve belki de kalça, göbek veya yüz ve uyluk gibi daha görünür yerlerimizde depolarız.
İşte düğüm noktası: Vücut ağırlığımızda önemli bir fark oluşabilmesi için, kalorilerin yalnızca küçük bir miktarının vücudumuz tarafından tutulması gerekir. Örneğin günlük fazladan yalnızca elli kalori tutarsak, bu da yılda fazladan dört buçuk kiloya yol açabilir. Bunun çok olmadığını düşünebilirsiniz fakat beş yıllık bir süre sonunda, bu fazladan yirmi iki buçuk kilo eder.
Bazı insanlar bunu duyduklarında, günde yalnızca elli kalori daha az yemek cazip gelebilir. Bu teoride bir fark yapabilir fakat uygulaması mümkün değildir. Günlük kalori alım miktarını, bu kadar hassasiyetle izlemek mümkün değildir.
Rutin olarak Biber Hapı kullanırken meyveleri yemeklerden 20-30 dakika önce ve az miktarda yemek en iyisidir.
Ham meyvelere şeker eklemeyin. Bunu Meksika biberi kullanıcılarına önermiyoruz. Meyveleri kendi doğal olgunlaşma mevsiminde yemeye çalışın. Meyveler kanımızı temizler (asitlerin atılmasını sağlar). Şeker eklediğimiz zaman bu etki tersine döner.
Kışın ve baharda çok fazla salatalık ve domates yememekte yarar vardır. Bu sebzeler bu mevsimlerde yapay olarak büyütülüp toplanıyor ve hemen ardından çürümeye başlıyorlar. Raf ömürlerini artırmak amacıyla pek çok madde ile korunuyorlar. Bu tür maddelerin sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerini biliyoruz. Pek çok insan çiğ sebze yediğinde rahatsız olduğundan yakınır. Bunun nedeni sebzeleri yeterince çiğnememeleridir.
Bütün bitkisel esaslı gıdaların iyice çiğnenmesi gereklidir çünkü bunların sindirim süreci ağızda başlar. Tüm biber hapı kullanıcılarının bunu bilmesi gerekiyor. Eğer bu gıdalar yeterince iyi çiğnenmezlerse, midede mayalanır ve burada şişkinliğe ve gaz oluşumuna neden olurlar (üçten daha fazla eksik dişi olan kişilerin sebzelerini hazırlarken bir rende -tercihan plastik- kullanmaları iyi olur).
Pek çok sebze radyoaktif madde zerreleri içerir. Mümkünse kendi sebzelerimizi yetiştirmeli yahut organik olarak üretilmiş sebzeleri satın almalıyız. Biber kapsülü kullanıyorsanız da kullanmıyorsanız da buna dikkat ediniz. Eğer bu mümkün değilse, sebzelerimizi karanlık bir yerde üç saat süreyle tuzlu su içinde bekleterek, bu maddelerin çoğundan kurtulabiliriz.
Soğuk mevsimlerde bedenimizin vitamin ve iz element ihtiyacını karşılamak için turşu yapılmış sebzeleri, kurutulmuş ve işlenmiş meyveleri kullanabiliriz.