Etiketler
Yiyeceklerin çoğu genetik modifikasyonlar, kimyasal gübrelerin, böcek ilaçlarının, olgunlaştırıcı ajanların ya da bugün yiyeceklerin muamele edildiği başka şeylerin büyük miktarları olmadan eskiden kalma yöntemlerle yetiştirilmişti. Bizim yiyecek seçimlerimiz de bu günle kıyaslandığında oldukça sınırlıydı çünkü oldukça az abur cubur çeşidi mevcuttu ve temel olarak beş çeşit alkolsüz içecek ve yarım düzine kadar çeşidi olan şekerleme vardı. Bunlar süpermarketlerdeki ve bakkallardaki (mahalle arasındaki marketler o zaman yoktu) belirli raflarla sınırlandırılmıştı, bugünkü gibi gittiğiniz her yerde gözünüze sokulmuyordu!
En iyi yiyecek seçimini yapmadığınızı bilseniz bile, beslenme tarzınızı nasıl değiştirebilirsiniz? Artık gereğinden fazla beslenme çeşidi gündemdeyken ve her dergi her hafta yeni bir diyet öneriyorken, hangi beslenme tarzını benimseyeceksiniz? Benim önerim, hepimiz genetik açıdan çeşitlilik gösterdiğimizden, size ve fizyolojinize en iyi “uyum sağlayan” beslenme tarzını aramaktır, bir kişi için mükemmel olan bir başkası için felakettir.
Besin, vücudumuzdaki proteinlere şekil veren aminoasitler, bu hücrelerdeki enerjiyi sağlayan glikoz, hücrelerimizin membranlarını oluşturan yağ asitleri ve vücut işlevlerini sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz vitamin ve minerallerdir. Bunların fazla alımı kilo problemine yol açar ancak Meksika biberi hapı sayesinde besinlerin fazla alınmasıyla ortaya çıkan kilo problemi artık bir sorun olmaktan çıkmıştır. Besinleri daha detaylı inceleyecek olursak;
Besinler iki temel kategoriye ayrılabilir: Makro besinler ve mikro besinler.
Makro besinler: Bunlar protein, yağ, kalsiyum ve fosfor gibi vücudumuzun genel bileşenleridir.
Mikro besinler: Bunlar vücutta sadece küçük yoğunluklarda bulunan vitamin, mineral (demir, çinko ve bakır gibi) ve hatta daha da az yoğunluktaki “eser elementler”dir. Birçok insan bu mikro besinlere aşina değilse de, bu besinler sağlığımızı korumak ve beyin işlevlerimizi en iyi seviyeye getirmek için gereklidir.
Sağlıklı kalabilmek için hem makro besinlere hem de mikro besinlere ihtiyaç duyarız. Biber hapı kullanmak bu besinlerin vücudumuza sağlayacakları yararda herhangi bir azalmaya neden olmaz. Bilakis vücuda fazladan alınan besin maddelerini fazla kiloya dönüşmeden vücuttan attığı gibi, daha önceden fazla kilolarınız varsa bunların da zamanla eriyerek kaybolmasına yardımcı olmaktadır.
Yiyeceklerin çoğu genetik modifikasyonlar, kimyasal gübrelerin, böcek ilaçlarının, olgunlaştırıcı ajanların ya da bugün yiyeceklerin muamele edildiği başka şeylerin büyük miktarları olmadan eskiden kalma yöntemlerle yetiştirilmişti. Bizim yiyecek seçimlerimiz de bu günle kıyaslandığında oldukça sınırlıydı çünkü oldukça az abur cubur çeşidi mevcuttu ve temel olarak beş çeşit alkolsüz içecek ve yarım düzine kadar çeşidi olan şekerleme vardı. Bunlar süpermarketlerdeki ve bakkallardaki (mahalle arasındaki marketler o zaman yoktu) belirli raflarla sınırlandırılmıştı, bugünkü gibi gittiğiniz her yerde gözünüze sokulmuyordu!
En iyi yiyecek seçimini yapmadığınızı bilseniz bile, beslenme tarzınızı nasıl değiştirebilirsiniz? Artık gereğinden fazla beslenme çeşidi gündemdeyken ve her dergi her hafta yeni bir diyet öneriyorken, hangi beslenme tarzını benimseyeceksiniz? Benim önerim, hepimiz genetik açıdan çeşitlilik gösterdiğimizden, size ve fizyolojinize en iyi “uyum sağlayan” beslenme tarzını aramaktır, bir kişi için mükemmel olan bir başkası için felakettir.
Besin, vücudumuzdaki proteinlere şekil veren aminoasitler, bu hücrelerdeki enerjiyi sağlayan glikoz, hücrelerimizin membranlarını oluşturan yağ asitleri ve vücut işlevlerini sürdürmek için ihtiyaç duyduğumuz vitamin ve minerallerdir. Bunların fazla alımı kilo problemine yol açar ancak Meksika biberi hapı sayesinde besinlerin fazla alınmasıyla ortaya çıkan kilo problemi artık bir sorun olmaktan çıkmıştır. Besinleri daha detaylı inceleyecek olursak;
Besinler iki temel kategoriye ayrılabilir: Makro besinler ve mikro besinler.
Makro besinler: Bunlar protein, yağ, kalsiyum ve fosfor gibi vücudumuzun genel bileşenleridir.
Mikro besinler: Bunlar vücutta sadece küçük yoğunluklarda bulunan vitamin, mineral (demir, çinko ve bakır gibi) ve hatta daha da az yoğunluktaki “eser elementler”dir. Birçok insan bu mikro besinlere aşina değilse de, bu besinler sağlığımızı korumak ve beyin işlevlerimizi en iyi seviyeye getirmek için gereklidir.
Sağlıklı kalabilmek için hem makro besinlere hem de mikro besinlere ihtiyaç duyarız. Biber hapı kullanmak bu besinlerin vücudumuza sağlayacakları yararda herhangi bir azalmaya neden olmaz. Bilakis vücuda fazladan alınan besin maddelerini fazla kiloya dönüşmeden vücuttan attığı gibi, daha önceden fazla kilolarınız varsa bunların da zamanla eriyerek kaybolmasına yardımcı olmaktadır.
Birçok uzman hipoglisemililer ve diyabetliler için yanlış diyet önermektedirler. Tip II şeker hastalığına yakalanmış olan ve düşük yağ, Meksika Biberi Hapı uygulanan birçok hastayı tedavi ettim.
Bu hastalar, uygulanan diyetlerin sonucunda kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan gereksiz yüksek glikoz düzeyiyle başa çıkabilmek için bazen günde 100 ünite insülin almak zorunda kalıyorlardı.
Oysa ben bu insanların, Acı Biber Kapsülü uygulamaları ve insülin direncinin üstesinden gelmeyi hedefleyen besin takviyeleri almaları halinde insülinden tamamen kurtulabileceklerinden eminim.
Metabolik direnç söz konusu olduğunda bazı kişiler hiç de şanslı değillerdir. Bu kitaba en çok yüksek metabolik direnci olan kişilerin ihtiyacı var.
Eğer günde 25 gr.’ın üzerine çıktığınızda artık kilo veremiyorsanız, karbonhidrat miktarı açısından Tanışma diyetinin pek de üzerine çıkmayan bir beslenme biçimi benimsemeniz gerekir.
İnce ve sağlıklı kalmak isteyen, metabolik direnci yüksek kişiler için egzersiz zorunludur. Bu kişiler için egzersiz yapmadan kilo vermek çok zor olabilir.
Üstelik metabolik direnci yüksek olan kişilerin insülin dirençleri de yüksekse, karbonhidrat tüketimlerini kontrol altına almamaları halinde şeker hastalığına ve kalp hastalıklarına yakalanma riskleri de artacaktır. Böyle bir durumda şişmanlık ölümcül bir düşman olabilir ve böyle bir düşmanın mutlaka kontrol altına alınması gerekir.
Kısa ve uzun vadeli sağlık riskleri dahil olmak üzere, güvenli olup olmadıklarına dair sorular henüz cevaplanmadı. Bu tatlandırıcıların bildiğimiz bir yan etkisi sefalik ya da beyin faz insülin tepkisi kanalıyla açlığı tetiklemesidir. Daha önce söylediğim gibi, sadece şeker hakkında düşünmek bile insülinin artmasına neden olabilir ve meksika biberi hapı olmadan dilin üzerindeki tatlı tat algılayıcıların üzerine konulması beyine tatlı bir şeyin yolda olduğunu ve insülin gibi hormonlar üreterek hazır olmasını söyler.
Bir dizi araştırma aspartamın vücuda alınmasının gıda ve kalori alımım artırabileceğini gösterdi. Bu muhtemelen yapay tatlandırıcıların bedene şeker geleceğini düşündürerek insülin salgılatmasından kaynaklanır. Sonuç olarak bedeniniz insülin seviyesini dengelemek için daha fazla şeker yemenizi söyler size. Yapay tatlandırıcıların bu açıdan hiç yardımı olmaz. Tatlandırıcıların biber hapı zayıflama sürecinde tavsiye edilmediğini bilmelisiniz. Şeker gibi davranmazlar ve insülininizi dengelemezler. Sonuç olarak bedeninizde fazla insülin kalır, bu nedenle de bu sorunu çözmek için daha fazla yersiniz. Bu örüntü iştah kontrol sisteminizi ciddi şekillerde bozar. Daha da kötüsü sağlık açısından pek çok ciddi sorun doğuran insülin direncine yol açabilir.
Yapay tatlandırıcılarla ilgili problemler bu kadarla da kalmıyor. Hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan araştırmalar aspartamın beyin kimyasını bozabileceğini ve norofızyolojik değişikliklere (tatlandırıcılar normal nörotransmitterleri taklit ederek beyin kimyasını değiştirir) neden olabileceğini gösterdi. Acı biber hapı ve fiziksel görüntü bu şekilde iyileştirilebilir. Bu durum da nöbet geçirme riskini, depresyon ve baş ağrılarını artırabilir. Yapay tatlandırıcıların insanlar üzerindeki toplam etkisi üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekiyor. Bu araştırmalar yapılana kadar sizin için en güvenlisi, onlardan uzak durmaktır.
Aspartamın güvenliği üzerinde yapılan 166 araştırmadan 74′ ü en azından kısmen endüstrinin parasıyla yaptırıldı ve 92′ sinin kaynağı bağımsız olarak sağlandı. Endüstrinin kaynak ayırdığı araştırmaların yüzde 100′ü aspartamın güvenli olduğu sonucuna varırken, bağımsız kaynaklarla yaptırılan araştırmaların yüzde 92′si aspartamı potansiyel yan etki nedeni olarak tanımladı.
Kimi siteler bu gibi davranışları kurallar zinciri halinde vermektedir fakat bu yanlıştır. Biber hapı zayıflama düzenine etki edebilecek her tür olumsuzluktan kurtulmalısınız. Bu bir zorunluluk ya da çiğnenebilecek bir kural değildir. Bu gibi dengeleri gözetmek hayatımızın içerisinde bizim istemsiz yaptığımız alışkanlıklar olmalıdır. Belki şuan yetişmiş nesiller için çok zor gözükebilir ve bu gibi davranışları kendilerinin var olan beslenme alışkanlıklarına uydurmaya çalışabilirler. Fakat yeni yetişen nesiller için bu gibi kavramları alışkanlık olarak benimsetmek büyük önem taşımaktadır.
Vücudumuzdaki hormonal dengeleri anlattıktan sonra bitki ve hayvanların da büyüyüp gelişmelerini sağlayan ve bünyelerinde doğal olarak ve belirli bir oranda bulunan hormonlar olduğunu bilmemizin gerekli olduğunu düşünüyorum. Direkt olarak kilo verme ile alakalı bir durum olduğundan bu Meksika biberi hapı kullanıcılarını da ilgilendiriyor.
Aynı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda ve bitkilerde de hormonların salgılanma oranları bozulduğu zaman çeşitli büyüme bozuklukları ve anormallikler görülür. Bitki ve hayvanların tedavisi için ise gerekli hormon takviyesi ziraat mühendisleri ve veterinerler tarafından kontrollü olarak yapılmalıdır. İnsanlarda da bu bozukluk zayıflamaya sekte vurabilecek haller alabilse de Acı biber ekstresi bunun üstesinden gelecek kuvvettedir.
Hayvanlar ve bitkilerdeki bu hormonal değişikliklerin çoğu insanlar tarafından ticari olarak yapılmaktadır ve bu hayvansal ya da bitkisel ürünleri bilinçsizce tüketmek de vücudumuzun işleyen mekanizmasına zarar verdiği, bugünkü en önemli ve güncel konulardan biridir. Burada anlatılmaya çalışılan üreticinin, tüketicinin ve yasa koyucuların gereksiz yere bitki ve hayvanlara verilen hormonların hayvan ve bitki sağlığına olduğu kadar insan sağlığına da yapacağı olumsuzluklara dikkatlerini çekmektir.
Bedenimizin % 70′ i sudur. Bu yüzden su biber hapı ve biber kapsülü için önemlidir. Katkısız suyun yerini hiçbir sıvı tutmaz. En iyi, en sağlıklı su kaynak ya da yağmur suyudur. Yağmur suyunu mart – nisan aylarında yağmur mevsiminde toplayıp temiz şişelerde saklayarak içmek çok yararlıdır. Bu suda değerli kimyasal elemanlar bulunur. İçilen suyun kalitesi kandaki biyoelektronik değerlerin bozulmasında büyük rol oynar. İçme suyuna konan klor suyu alkaliye dönüştürmeye yeterlidir. Pepper time içenler de suyu sık tüketmektedir. Büyük tentlerde suyun mikroplarını öldürmek için bu yönteme baş vurulur. Böylece suyun mikropları yok edilirse de, su olumsuz etkilerini kana geçirir. Kan alkalileşir, ama elektrik direnci de azalır. Çağımızın birçok hastalıkları bu olumsuz etkilerin sonucudur.
Bir varsayıma göre insan günde 1-2 litre su İçmelidir. Bu doğru mu? İnsanın günlük su gereksinimi bedensel faaliyetine, yaşına, kilosuna göre değişebildiği gibi, iklimin ve mevsimin de insan üzerinde büyük etkisi vardır. Red pepper için de aynı şekilde yüksek su tüketimi gereklidir. Aşırı tuzlu, aşırı tatlı, miktarı fazla ve toksini bol besin insanı susatır. Böbreklerin toksini bedenden atabilmesi için suya gereksinim vardır. Arındırılmış bir beslenme tarzı böbreklerden aşırı bir faaliyet beklemediğinden, bedenin su gereksinimi azalır ve böbrekler yokuşa sürülmez.,Bu tür beslenme uygulandığında, içilen suyun azlığı insanı rahatsız etmez.
Aşırı miktarda su içilirse suda eriyen vitaminler idrar yoluyla bedenden atılır. Genel olarak yemek sırasında su içilmemelidir. İçilirse sindirim özsuyu yoğunluğunu yitirir, sindirim güçleşir ve midede şişkinlik meydana gelir. Acı kırmızı meksika biberi hapı kökten zayıflatmak ve yağ yakımı için gereken gücü sudan alır. Suyu yemeklerden yarım saat Önce ya da yemeklerden bir saat sonra içmeli. Yemekten hemen sonra susamak fazla yendiğine, kötü çiğnendiğine veya aşırı tuzlu besin alındığına işarettir.
Eğer bu basamaktaysanız hayatınızda değişiklik yapmayı henüz düşünmüyorsunuz demektir. Halbu ki kırmızı biber kapsülü ile hayatınızı ne kadar da farklı şekillendirebilirsiniz ? 1 ayda 7 kilo zayıfladığınızı düşünün. Durumunuzu umutsuz olarak görüyor olabilir, belki de kilo veremeyeceğim diye düşünüyorsunuz. Ama Meksika biberi hapı sizin için bunu kolay kıldı.
Ya da hayatınızda değişiklik yapmanız gerektiğini çeşitli sebeplerden dolayı inkâr ediyorsunuz. Örneğin aynaya bakarak, “Aslında o kadar da kilolu değilim,” gibi teselliler buluyorsunuz. Bu basamaktan bir sonraki basamağa geçmek için bir diyetisyen tavsiyesi kilo vermeniz konusunda sizin için uygun olabilir. Ya da yaşadığınız bir olay sizi bir sonraki basamağa geçirebilir.
Örneğin, yıllardır görmediğiniz arkadaşlarınızı gördüğünüzde kilo aldığınızın fark edilmesi ya da kilonuza bağlı olarak yaşayabileceğiniz diyabet, kardiyovasküler problemler, bel ağrısı gibi çeşitli sağlık problemleri, sizi bir sonraki basamağa doğru itebilir.
Eğer bu basamaktaysanız kilo vermeyi düşünüyor ve hayatınızda değişiklik yapmayı arzuluyorsunuz demektir. Biber hapı zayıflama konusunda tam olarak başarı sağlanmış bir üründür. Ama ne zaman? Lehinize ve aleyhinize olanları tartıyor, çıkan sonuç sizi bir şeyleri değiştirmeye itiyor. Düzenli tüketime başladığınız andan itibaren kilo kilo zayıflayacaksınız.
Kendinizi değişimi yerine getirirken bile hayal edebiliyor, yürüyüş yaptığınızı, ağırlık kaldırdığınızı, meyve ve sebze satın aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu basamakta çok dikkatli olun. Biber hapı ile rahat olun. Bazı insanlar “sihirli anı” beklerken bu noktada takılıp kalabilir, bazıları da bu basamaktan hiçbir zaman ilerleyemez.
Büyümenin, önceden belirlenen genetik hızıyla devam edebilmesi için dengeli beslenme çok önemlidir. Beslenmenin zayıflama hapı biber kullanımında iyi yapılması kilo vermeyi hızlandırabilir. Besinler, kişiye gerekli enerjiyle gelişmeyi etkileyen besin öğelerini sağlar. Besin alımı ile gelişim arasındaki sıkı bağ, iki dünya savaşı sırasında görülen kıtlık zamanlarındaki besin alımıyla ilgili çalışmalarla güçlenmiştir. Bu bölgelerde yaşayan Hollandalı ve Alman ailelerin çocuklarında gelişim bozukluğu görülürken, Japonya’da 1945-49 yılları arasında yetişkinlerin ortalama boyunda bir azalma görülmüştür.
Beslenme, büyümeyle ilgili tüm vücut sistemlerini ve faktörlerini etkiler. Örneğin dengeli besin alımı; gen kopyalanması ve dışavurumlarını, hormonal ve sinirsel kontrolü ve gelişim için önemli olan diğer çevresel faktörleri etkiler.
Yetersiz beslenme, az ya da fazla beslenme olarak da adlandırılan beslenme bozukluğunun en temel unsurudur. Biber hapı ilacı beslenmenizi kısıtlar ve siz bundan rahatsız olmazsınız. Yetersiz beslenme, sadece enerji eksikliği baş gösterdiğinde değil; belli başlı besin öğelerinin eksikliği ya da dengesizliği sonucunda da oluşur. Çoğunlukla protein-enerji yetersiz beslenmesi (PEM) diye bilinen kronik enerji eksikliği, hem gelişmekte olan hem de sanayileşmiş ülkelerde daha yaygındır. PEM’in karakteristik özellikleri içerisinde; gelişim bozukluğu, geç olgunlaşma, kas kütlesinde azalma ve fiziksel işlevsellik potansiyelinde düşüş bulunur. Meksika biberi hapı bunu da destekleyerek kusursuz bir dönem geçirmenizi sağlayabilir.
Optimum gelişimi sağlamak için yeterli enerjinin yanı sıra makrobesinlerle mikrobesinler de gereklidir. Bu besinlerin oranlarıyla miktarları, farklı gelişim evrelerine göre değişebilir. Örneğin, protein yasamın tüm dönemlerinde optimum gelişim için çok gerekliyken; yağ, bebeklik ve çocukluk dönemlerinde, enerji sağlamak ve sinirsel gelişimde çok büyük önem arz eden uzun bir zincir halinde damar sertliğine karşı koruyucu (n-3) yağ asitlerini oluşturmak için gereklidir.
Şu aşağıda saydığımız 2 ekstreyi Meksika biberi hapı ile kullanmanız sizi toksinlerden koruyacağı ve arındıracağı için 4/4′ lük zayıflamanıza yardımcı olacaklardır;
Taiga Kökü Ekstresi: Çin ve Rus bilim adamları, Uzakdoğu’daki çok eski bir reçeteyi gündeme taşıdılar. Sibirya taiga kökü (botanik ismi Eleutherococcus senticosus) ile yeni güç ve enerji depolanabilir. Bu bitki, sadece Sibirya’da, mineral maddelerce zengin Amur sınır bölgesinde yetişmekte ve çok özel vital maddeler içermektedir.
Ana etkin maddesi energotindir ve kapsül şeklinde eczanelerde bulunmaktadır. Günde 120 mg. almak, ileri yaşlarda zihinsel ve bedensel genç kalmayı sağlamakta ve yaşlanmayı yavaşlatmaktadır. Taiga kökü ekstresindeki vital maddeler organizmayı güçlendirmektedir. Vücut fonksiyonlarının aşırı olanlarını normalleştirmekte ve az olanı iyileştirmektedir. Rus bilim adamı Prof. Szotomicki, doğada yürüyüş ve düşünme sporları (bulmaca çözme, lisan öğrenme vb.) ile birlikte alman taiga kapsüllerinin, zihni ve vücudu özellikle çok güçlendirdiğini saptamıştır.
Taiga kökleri, stres ve yorgunlukla savaşta yardımcı olur. Çevre zararlarından korur, konsantrasyon zayıflığını ortadan kaldırır. Ruhsal zorlanmalara karşı dayanıklı kılar. Bu nedenle 50 yaşından sonra mesleki faaliyetini sürdüren herkese, zihinsel ve bedensel yönden dinç kalmak ve strese dayanıklı olmak için taiga kürleri yararlıdır. Aynı zamanda zayıflama periyoduna da katkıda bulunur ve Acı biber hapı‘ nı desteklerler.
Alfa Lipoik Asit: Serbest radikallerle savaşan ve zarar görmüş beyin hücrelerinin iyileşmesine katkıda bulunan genel bir antioksidandır. Günde 50 ile 100 mg’lik dozlarda kullanılır.
NADH (Koenzim 1): Alzheimer hastalığından korunmada kullanılan bir antioksidandır. Alzheimerlilerde kognitif fonksiyonların ve bellek performansının iyileştirilmesinde yararlıdır. Günde 5 mg’lik dozlarda alman NADH, bellekte iyileşme sağlar.
Proantosiyanidin (Üzüm Çekirdeği Ekstresi): Beyin hücrelerini serbest radikallerin zararlarından koruyarak zihinsel açıklığın sürekliliğine yardımcı olur. Damar sertliğini önler. 100 mg’lik tabletlerinden günde bir tane alınır.
Duygusal tatmin için yiyenler, verdikleri kiloları neden geri aldıklarına bir anlam veremez, iradelerinin güçsüz olduğunu düşünerek kendilerini suçlayabilirler. Aslında hepsi için tek çözüm biber kapsülü‘ dür. Ama aslında suçlanması gereken şey kişisel bilinçsizliktir. Neden bu kadar fazla yediklerinin farkına varmamaya iten bir bilinçsizlik.
Duygusal Tatmin İçin Yiyenlerin karşılaştığı esas sorunlardan birisi, zamanlarının büyük bir bölümünde kendilerini aç hissediyor olmalarıdır. Meksika biberi hapı bu sıkıntıları sonsuza dek giderecektir. Geçmişteki çözümleri, her aç hissettiklerinde yemek olmuştur. He yazık ki, çok sık aç hissettikleri için, bu çok yemek ve bunun sonucunda kilo almak anlamına gelir.
Eğer siz de sıkıntınızı bastırmak için yiyen biriyseniz, bu noktada ne zaman açlık hissettiğinize dikkat etmeye başlamanız gereklidir. Böyle yapmakla, keşfedeceğiniz, açlık olarak nitelendirdiğiniz pek çok şeyin aslında başka bir şey olduğudur – sinir, sıkıntı, yorgunluk, depresyon, yalnızlık veya başka bir duygu.
Duygusal tatmin için yiyenler, yeme dürtülerinin bilincinde olmalıdırlar. Beslenme ve biber kapsülü birbirine iyi koordine iki elemandır. Gerçekten mideniz boş olduğu için mi yoksa başka bir şey için sıkıntılı olup sadece daha iyi hissetmek için mi yemek istediğinizin farkına varmanızda bu bilince ihtiyacınız vardır. İlk olarak, gelecek haftayı ‘aç’ hissettiğinizdeki duygularınızı incelemeye ayırın. Bunu yapmanın en iyi yolu, yemek yemeden önce, yemek esnasında ve sonrasında nasıl hissettiğinizi kaydettiğiniz bir günlük tutmanızdır.