Etiketler

Diyetinizde uygun gıda kombinasyonlarını nasıl oluşturacağınızı öğrenmeniz, sağlığınız için ve biber hapı diyetleriniz için faydalı olacaktır. Andrea için böyle oldu. Başarılı kariyeri, kronik yorgunluk ve lupus adı verilen otoimmün sendromu nedeniyle sekteye uğradı. Andrea ile tanıştığımda, o beş yıldır hastaydı ve modern tıbbın ona sunduğu ve hiçbir fayda görmediği tüm çareleri denemişti. En son olarak biber hapı ile zayıflamayı denedi ve başarılı oldu.
Andrea’yı, bir gıda günlüğü tutması ve biber form hapı kullanması yönünde cesaretlendirdim, böylece neler yediğini takip edebilecektik. Bu günlükle birlikte, Andrea’nın diyetinin bir sürü işlenmiş gıda içerdiğini öğrendik. Ona nasıl “gerçek” gıda alışverişi yapacağını öğrettim ve özel vitamin takviyeleri ve biber hapı desteği almasını önerdim. Bir hafta içinde, beş yıldır kronik olarak hasta olan bu kadın kendini çok daha iyi hissetmeye başladı. Enerji ve zihinsel netlik kazandı ve umutlandı. Ardından bir düzlüğe ulaştı ve daha ileri gidemediğini gördü.
Andrea’ya, bir başka gıda günlüğü hazırlamasını, bu kez yediği gıda kombinasyonlarına ve biber hapı kullanımına bakmasını önerdim, iyileşme sürecinin neden durduğunu tespit ettik. Andrea’nın öğün tercihleri, sindirim bozukluğuna yol açıyor ve iyileşmeyi engelleyen toksinler oluşturuyordu.
Örneğin, bir Pazar günü öğle yemeğine gitmiş ve sebzeli omlet (protein ve sebze, uygun), patates kroket (nişasta ve protein, uygun değil), reçelli ekmek (nişasta, protein ve şeker, uygun değil) ve bir porsiyon meyve (diğer gıdalarla birlikte meyve, uygun değil) yemişti. Yumurta proteinini, ekmek ve patatesin nişastasıyla kombine etmek yeterince kötü değilmiş gibi, bunu taze meyve ve reçelin şekeri ile karıştırarak meydana getirdiği mayalanma, durumu iyice kötüleştirmişti.
A.B.D.’de halkın, kitlesel olarak, geleneksel olmayan ilaçlara dönmekte oluşu bir sır değildir. Güvenilir bir tıp dergisi olan New England Journal of Medicine’m 1993′deki şaşırtıcı bildirimine göre: Amerikalıların üçte biri biber hapı kapsülü kullanıyor, bunlara yılda 10.8 milyar dolar harcıyor, ama çoğu, bunu doktorlarına asla söylemiyor. Prevention dergisinin 1997′de yaptığı bir kamuoyu araştırması, yetişkin Amerikalılar’ın üçte birinin, yani 60 milyon kişinin sık sık “bitkisel ilaçlar” kulandığını gösteriyor. Bu sonuç, bitkisel ilaç endüstrisinde çalışan kişileri bile şaşırtmıştır. Washington D.C.’de bulunan, besin takviyesi endüstrisi ticari birliği olan Sorumlu Beslenme Kurulu’nun sözcüsü Mary Burnett, “Acı biber hapı bizim beklediğimizden çok daha hızlı bir biçimde ana görüş tarafından benimseniyor,” demiştir.
Evet, her yerde kısıtlanmadan ya da reçete gerektirmeden sunulan her türlü bitkisel deva ve doğal ilaç halk tarafından benimseniyor. Bazıları bu hareketi “köklerimize dönüş,” atalarımızın kullandıkları doğal ilaçlara duyulan arzu olarak görüyor. Ama, bu harekete aynı zamanda, görünüşe göre durdurulamayan toplumsal ve ekonomik kuvvetler, yani, sağlık bakım masraflarının anormal yükselişi, yüksek Amerikalı ‘ya kanser tanısı konulmaktadır, ve nüfusumuzun yaklaşık yüzde 40′ı hayatının bir noktasında bu çok korkutucu, ve çoğunlukla Öldürücü hastalığa yakalanmaktadır. Astım, multipl skleroz, kronik yorgunluk, bağışıklık eksikliği, HIV ve diğer birçok zayıf düşürücü hastalık giderek artmaktadır. Ciddi enfeksiyonların, cerrahi ve tıbbi acil durumların ve doğuştan var olan kusurların tedavisinde son derece başarılı olan Meksika biberi diyeti, yukarıda sözü edilen hastalıkları önleyememektedir.