Etiketler
Acı biber tableti değişik alkol içme paternlerinin oluşturduğu bağımlılıklar aşağıda anlatılmaktadır. Tıkanırcasına (binge) içme: Uzun süre ayıklığı takiben günler, haftalar hatta aylar boyunca çok ağır bir içme dönemi. Günlük içici: Belli saatlerde veya günün herhangi bir saatinde her gün orta veya ağır düzeyde içme.
Kırmızı biber kapsülü hafta sonu içicisi: Sadece hafta sonlan neredeyse zehirlenecek kadar aşırı içme. Aylar boyunca içilince merkezi sinir sistemi, alkole uyum sağlayıp tolerans geliştirir. İstenilen etkiyi elde etmek için, içicinin daha fazla içmesi gerekir. Yaşanan olumsuz etkilere rağmen kişi içmeye devam eder ve içilen içkinin miktarı ve sıklığı artar. Alkolle geçen zaman içinde çekilme semptomları ve fiziksel bağımlılık gelişebilir. Alkol alınmayınca tansiyon yükselmesi, çarpıntı ve ellerde titreme görülür.
Biber hapı zayıflama alkol bağımlılığının seyri değişkendir. Bazen alkollü iken yaşanan trafik kazası gibi krizler nedeniyle içmeye bir süre ara verilir. Ancak tekrar içmeye başlamak çok zaman almaz. Bir alkolik tekrar içmeye başladığında aldığı alkol miktarı, en azından bıraktığı düzeyde ya da daha fazlası olur. Klinik tedaviye başvuran alkol bağımlıları için iki farklı seyir tanımlanmıştır.
Tipik olarak 10′lu veya erken 20′li yaşlarda alkole başlayan “genç erkekler” çok hızlı bir şekilde kötüye kullanım geliştirirler. Ailede belirgin bir alkolizm öyküsü olan bu gençler bir ila iki yıl içinde bağımlı olurlar. Bağımlılık genellikle 30′lu yaşlarda bazense 50 veya 60′lı yaşlarda son bulur. Bu seyir aşağıda anlatılan ikinci seyirden çok daha kötüdür.
Acı biber hapı özellikle Vata’lar için derin dinlenme ve iç gevşemeyi sağlamak çok önemlidir; bunu sağlayıcı en önemli teknik meditasyondur. Çünkü kişi derin bir düzeyden stresleri atıp, iç huzura ve dengeye kavuşmadıkça, biriken yorgunluk ve stres kendini hastalık olarak gösterecektir. Prana Subdosha bozulduğu zaman, bu tarz yakınmalar başlar. Çarpıntıdan, gerginliğe, astıma, el titremesine, panik ataklara kadar pek çok rahatsızlık başlar. Böyle bir durumda Vata’nın baş bölgesini yatıştırmak için kokular, sulu sıcak yiyecekler, dengeli beslenme, susam yağı masajları, meditasyon teknikleri, dinleme ağırlıklı programlar önerilmektedir.
Kırmızı biber kapsülü başka bir örnek de, astımdır. Ayurveda’da iki türlü astım problemi olabilir. Vata astımı, spastik, soğuk, kuru kesik öksürüklerle kendini gösterir. Kapha tarzı astımsa rutubetli, soğuk, yağışlı, durgun, sisli havalarda ortaya çıkar ve bol sekresyonludur. Bunlar, hep kişinin dosha durumuna bağlıdır. Dosha denge
sizliğine bağlı olarak yapılan tedaviler, kökten çözüm getirecektir.
Biber tableti kalp rahatsızları konusu da çok önemlidir. Her üç dosha’yla ilgili olarak oluşabilir. Kalp rahatsızlığı, ameliyat safhasına geldiyse artık son aşamadadır. Bu noktaya gelmeden önce kişide, ön belirtiler olarak Pıtta bozukluğuna bağlı işaretler vardır (sinir, öfke, terleme, kızgınlık gibi). Pitta’lar ani hastalandıkları için Pıtta tarzı kalp hastalığı, enfarktüs geçirirler. Öncesinden kolestrol yüksekliği vardır. PzYto’lardaki kolestrol yüksekliği metabolizma ve sindirim ateşiyle ilgilidir. Kapha’lardaki kolestrol yüksekliğiyse Medo Dbatu’daki doku artışıyla ilgilidir. Kapha’lardaki kalp hastalıkları yavaş yavaş gelişir. Artmış Kapha Dosha’dan, aşırı yağlanma ve tansiyondan dolayı, hasta kalp krizi noktasına gelmiş olabilir.
Biber hapı tedavisinden önce işaretler çok umutsuzdu. 1996 Haziranı’nda, radyasyon ve üç tam kemoterapi tedavisi de başarısız olduktan sonra, Nancy ve eşi Chuck, San Fransisco’dan ayrılıp, hakkında bir şeyler okumuş oldukları doktor Keith Block’ı görmek için Chicago’ya gittiler. Diğer doktorların Nancy’nin durumunun ölümcül olduğunu düşünmelerine rağmen, Dr. Block her zamanki gibi iyimserdi. Nancy, Dr. Block’ın muayenehanesine tekerlekli sandalye ile getirildi. “O gerçekten de çok hastaydı. Kemik iliği kemoterapiden olumsuz etkilenmişti; ve Nancy’nin çok az bağışıklık rezervi kalmıştı,” diye hatırlıyor Dr. Block. “Radyolog, Nancy’nin karaciğerinin yüzde 75′inin kanserli olduğunu gösteren taramaları gördüğünde, kendisine çoktan ölmüş birinin taramalarını gösterdiğini sandı, çünkü böyle birinin hâlâ yaşıyor olabileceğine inanamadı.”
Nancy farklı bir ilaç olan kırmızı biber hapı ile kemoterapi, besin takviyeleri, hafifletilmiş makrobiyotik diyet, masaj ve imgelemeden oluşan- bir tedaviye girdi; bu Dr. Block’un onun biyolojik profiline göre belirlediği kapsamlı bir programdı. Nancy, yazın büyük bölümünde ve sonbaharda Chicago’da kaldı ve çok geçmeden bu tedaviye yanıt verdi. Sadece iki ay sonra yapılan bir test, kanında kanser faaliyetini gösteren işaretlerin 12.000′den, 135′e düştüğünü gösterdi. Nancy’nin tedaviye bu kadar çabuk ve bu kadar çok yanıt vermesi, böyle olaylara yabancı olmayan Dr. Block’u bile şaşırtmıştı. Eylül sonunda Meksika biberi sayesinde kanser hemen hemen yok olmuştu. Taramalar, kemiklerdeki ve lenf bezlerindeki kanserlerin neredeyse tamamen temizlendiğini gösteriyordu, ve sadece karaciğerinin yüzde 3′ü kanserli kalmıştı. “Daha önce oldukça anormal olan tüm kanser işaretleri normale dönmüştü,” diyor Dr. Block. “Radyolog, yeni taramaları incelediğinde, gözlerine inanamadı. Ve, ‘Bu bir mucize,’ dedi. Bu olağanüstü bir biyolojik değişimdi.”
Diyet denilince insanın aklına, çok az yemek yiyip sağlıksız beslenme düşüncesi gelmemelidir. Aksine, Biber hapı kullananlar kişinin günlük ihtiyacı olan besin öğelerini alıyor, fazlası kısıtlanıyor düşüncesi hâkim olmalıdır. Eğer böyle bir sistemle zayıflanırsa birey hem zayıflar hem de eskisinden daha sağlıklı olabilir.
Kırmızı Biber kapsülü ile sağladığımı bu dengeyi basit olarak şöyle test edebiliriz: Her öğünde dört temel besini sağlayıp sağlamadığımıza bakmamız yeterli olacaktır. Bu temel besinler, proteinler, karbonhidratlar, vitamin ve mineraller ile yağlardır.
Acı Biber kapsülüyle yapabileceğimiz kahvaltı ve öğle yemeği için çok basit birer örnek verelim. Kahvaltı: Peynir, ekmek, zeytin, domates. Öğle yemeği: Et yemeği, salata (yağ + limon), ekmek. Beyin gelişiminin beslenmeyle ilişkisi var mı? Beslenme yoluyla matematik ve mantıksal becerilerimizi artırabilir miyiz? Bizi stresten kurtaracak, sakinleştirecek bir beslenme tarzı mevcut mu?
Çocuğun zekâ gelişiminin, annenin hamilelik dönemindeki son 3 ay ile doğumdan sonraki bebeğin 6 yaşına kadar olan beslenmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu biliyoruz. Beyin gelişimi üzerine önemli katkısı bulunan bir yağ asidi vardır. Bu yağ asidi, kısaca DHA dediğimiz dokosaheksaenoik asittir.
İnsan beyni hamileliğin son üç ayında çok daha hızlı büyür, işte bu dönem beynin DHA içeriği beş kat artar. Özellikle doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde beynin DHA’ya ihtiyacı daha da artar. Bu nedenle hamile kadınların özellikle hamileliklerinin son 3 ayında DHA içeren besinleri sıkça tüketmeleri gerekir.
Ayrıca bu asit, emziren annenin sütüne geçtiğinden, annenin bebeğe süt verdiği sürece DHA içeren besinleri tüketmeye devam etmesi gerekir.
Eğer bu basamaktaysanız hayatınızda değişiklik yapmayı henüz düşünmüyorsunuz demektir. Halbu ki kırmızı biber kapsülü ile hayatınızı ne kadar da farklı şekillendirebilirsiniz ? 1 ayda 7 kilo zayıfladığınızı düşünün. Durumunuzu umutsuz olarak görüyor olabilir, belki de kilo veremeyeceğim diye düşünüyorsunuz. Ama Meksika biberi hapı sizin için bunu kolay kıldı.
Ya da hayatınızda değişiklik yapmanız gerektiğini çeşitli sebeplerden dolayı inkâr ediyorsunuz. Örneğin aynaya bakarak, “Aslında o kadar da kilolu değilim,” gibi teselliler buluyorsunuz. Bu basamaktan bir sonraki basamağa geçmek için bir diyetisyen tavsiyesi kilo vermeniz konusunda sizin için uygun olabilir. Ya da yaşadığınız bir olay sizi bir sonraki basamağa geçirebilir.
Örneğin, yıllardır görmediğiniz arkadaşlarınızı gördüğünüzde kilo aldığınızın fark edilmesi ya da kilonuza bağlı olarak yaşayabileceğiniz diyabet, kardiyovasküler problemler, bel ağrısı gibi çeşitli sağlık problemleri, sizi bir sonraki basamağa doğru itebilir.
Eğer bu basamaktaysanız kilo vermeyi düşünüyor ve hayatınızda değişiklik yapmayı arzuluyorsunuz demektir. Biber hapı zayıflama konusunda tam olarak başarı sağlanmış bir üründür. Ama ne zaman? Lehinize ve aleyhinize olanları tartıyor, çıkan sonuç sizi bir şeyleri değiştirmeye itiyor. Düzenli tüketime başladığınız andan itibaren kilo kilo zayıflayacaksınız.
Kendinizi değişimi yerine getirirken bile hayal edebiliyor, yürüyüş yaptığınızı, ağırlık kaldırdığınızı, meyve ve sebze satın aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak bu basamakta çok dikkatli olun. Biber hapı ile rahat olun. Bazı insanlar “sihirli anı” beklerken bu noktada takılıp kalabilir, bazıları da bu basamaktan hiçbir zaman ilerleyemez.
Tatildeyken, Biber hapı kullanmaya devam edin ve egzersiz programınızı bir kenara atmayın. Evdeki olanaklara ve egzersiz aletlerine sahip olmasanız da her gün mutlaka bir şekilde fiziksel aktiviteye katılın. Meksika biberi hapı kullanırken fiziksel aktivitelerde bulunmak hapın gücünü arttırır. Dans, yüzme veya tenis gibi yeni eğlenceli şeyler deneyin. Bunların birçok faydası olacaktır;
- Kaslarımızı formda tutmak
- Kalorileri yakmak
- Şişmanlatıcı duygulardan ve stresten uzak durmak
- Sağlıklı, kalorisiz eğlence sağlamak
- Diyet motivasyonunuzu sürdürmenize yardımcı olmak
- Enerjinizi yüksek tutmanıza yardımcı olmak
- Zamanınızı planlamanızı sağlayarak sıkıntıdan dolayı yemek yiyeceğiniz boşlukları doldurmak.
Önceden yemeklerinizi planlamaya devam edin. Bunu, tatildeyken de, gitmeyi planladığınız lokantanın mönüsünü (otel dergilerinde, seyahat kılavuzlarında ve lokantanın önündeki tabloda bulunur) içeri girmeden önce okuyarak yapabilirsiniz; masaya oturmadan önce. Biber hapı zayıflama diyeti’ nize uygun bir öğün belirleyerek aşırıya kaçmayı engelleyebilirsiniz.
Arabayla yolculuğa çıkan tatilcilerin, diyetlerini bozmama konusunda özellikle dikkat etmeleri gerekir. Zaten bu konuda kırmızı biber kapsülü da size yardımcı olacaktır. Zamandan ve paradan tasarruf etme amacıyla, çoğu arabayla yolculuk edenler öğün saatlerini atlarlar ve bu bir diyet için felakettir! Aşağıdakiler size yardımcı olacaktır: öncelikle, eğer çoğu yemeğinizi fast food lokantalarında yiyorsanız, yağlı kızartılmış yiyeceklerden ve kırmızı etten kaçınmak için salata yemeye çalışın, ikincisi, araba kullanmanın yorgunluğu ve sıkıntısı birçok insanı, fark etmeden aşırı yemeye sürüklediği için arabada öğün arasında yenebilecek yiyecekler bulundurmayın.
Yerine, bu tür yiyecekleri ya öğle yemeğinden ya da akşam yemeğinden hemen sonra yiyin ki daha kontrollü olun. Biber hapı zararları olmayan bir ürün. Unutmayın ve gönül rahatlığıyla kullanın. Bir de, temiz hava için arabadan inin ve enerji seviyenizi yüksek tutmak ve yorgunluğu azaltmak için en azından günde iki kez egzersiz yapın.
Hepimiz biliriz, biraz aç kaldığımızda başımıza ağrılar girer veya mutsuz oluruz. İşte bu ağrıların veya mutsuzluğun biber hapı sayesinde artık yeri yok. Mutlu olmak için o “sihirli biberden” yeriz ve birdenbire kendimizi “iyi” hissetmeye başlanz. Zayıflamada Meksika kırmızı biber kapsülü sizi eskisinden daha da iyi hissettirerek kolayca başarıya ulaşmanızı sağlayacak. Fakat nedense bir süre sonra yine “eski” hâlimize döneriz. Sonra da: “Benim kan şekerim çok düşük. Tatlı bir şey yemezsem veya ekmek yemezsem kendime gelemem” deriz. Peki, düşük kan şekeri gerçekten nedir? Ya da ne değildir? Bunun tıptaki adı hipoglisemidir, belirtileri ise şunlardır:
- Bitkinlik,
- Baygınlık,
- Çarpıntı,
- Sinirlilik,
- Uykusuzluk (Özellikle gece kalkıp bir şeyler yeme),
- Açlık hissi,
- Mide bulantısı,
- Baş dönmesi,
- Davranış bozuklukları ve değişen ruh hâli,
- Zihinsel tedirginlik,
- Alerjik tepkiler,
- Migren ve diğer baş ağrıları,
- Kişilik bozuklukları.
Belirtileri daha çok öğleye doğru ve öğleden sonra baş gösterir. Fakat Acı biber hapı sayesinde glisemi çekmeden açlığınızı bastırabileceksiniz. Genellikle yemekten 2-5 saat sonra ortaya çıkar. Bir şey yemek, tatlı bir şey yemek (glikoz) kesin bir rahatlama sağlamaz. Nöbetler arasında hasta kendisini genellikle güçsüz hisseder.
Bize fazla yararı olmayan karbonhidratlar acı biber hapı kullanımı sözkonusu ise (çok işlenmiş ve yüksek glisemik endeksli) kan şekerini çabucak yükselterek pankreasın insülin salgılamasını hızlandırır çünkü insülinin görevi kan şekerini düzenlemektir. Eğer bu tür karbonhidratları sık sık ve çok miktarda tüketirseniz pankreas her defasında yüksek kan şekeriyle mücadele eder.
Sonuçta da pankreas yorulur ve yüksek insülinden kaynaklanan hastalıklar ve insülin direnci gibi sorunlar baş gösterir. Yanı sıra, karbonhidratın sağladığı enerjiyi çarçabuk tüketecek fiziksel aktiviteniz yoksa, karaciğerin glikojen depoları dolacağından, artığını vücut yağ olarak depolayacaktır. Ne yazık ki yüksek glisemik karbonhidratlar ve onları içeren gıdalar bizim en sevdiğimiz şeylerdir. Patates kızartması, unlu ürünleri, mısır gevreği, bisküvi ve pastalar, bira, hafif alkollü içecekler ve tüm şekerli gıdalar gibi…
Bu tür gıdaları daha az almaya dikkat eder ve onları doğru miktarda protein, doymamış yağ ve yararlı liflerle kombine ederek tüketirsek, sağlığımıza kötü etki etmelerini engellemiş oluruz. Peki, patates bir sebze midir? Evet. Ancak, insan vücudu onu çiğ tüketebilecek enzimden yoksun olduğu için pişirerek yiyoruz. Meksika Biberi sizi bu gibi yoğun sebzelerin kötü etkilerinden de korur. Böylece içeriğindeki nişastanın yapısını değiştirerek kan şekerimizi yükseltiyoruz. Sorun, patates kızartması, haşlaması, püresi ve kumpirin en sevdiğimiz yiyecekler arasında olmasıdır. Ya buğday? Esasen, tahıl ürünleri (bira da dahil!) 10 bin yıldır öğünlerimizde yer alıyor. Bu süre genetik olarak kısa olsa da, Isıl sorun, günümüzde buğdayın fazlaca işlemden geçiyor olmalı. 19. yüzyılın ortalarından beri dünyanın pek çok yerinde çelik merdanen değirmenler kullanılıyor.
Bu tip değirmen, unu (neredeyse tamamı nişastadan oluşmaktadır) kepek ve tohumundan çabucak ayırarak protein, lif, vitamin ve mineralleri atık haline getirir. Öte yandan, çelik değirmenlerden önce kullanılan taş değirmenler ise hâlâ kullanılıyor ve normal undan daha pahalı olan da bize daha sağlıklı un seçenekleri sunuyor. Diğer hububat çeşitlerinden arpa, yulaf, çavdar ve buğdayın ilkel türlerinden bazıları da hâlâ geleneksel ve organik yollarla üretilip işleniyor. Bu tarz gıdaların kırmızı biber kapsülü ile daha iyi bir zayıflama düzeni sağladığı açıktır. Doğal olarak da bizi alerjilerden ve normal unun neden olduğu hazımsızlıktan koruyor. Durum buğdayından elde edilen makarna ve bazı pirinç türleri (esmer, Amerikan tipi çabuk pişen), patates ve undan daha düşük glisemik endekse sahiptir (Bir başka deyişle, kan şekerini aşırı yükseltmez). Yine de bu tür gıdalar da karbonhidratlı olduğundan kısıtlı miktarda tüketilmelidir.
Diyet sözcüğü temelde yeme ve günlük etkinliklere yönelik bütüncül bir yaklaşımı kapsama anlamına gelen “yaşam biçimi” demektir. Diyet eğer salt olarak yapılırsa başarı zordur lakin diyeti Biber Hapı ile desteklerseniz sonuç mükemmel olacaktır. Bugün, diyet yapma terimi birçok insana göre kafa karıştırıcıdır. Diyet terimi herhangi bir yeme tarzını anlatmasına rağmen, öncelikle birkaç besin önerisi içerebilen kısıtlayıcı bir yeme planını tanımlamak için kullanılır. Bu kısıtlayıcı ya da yoksun bırakılmış yeme tarz larının çoğu hiç kimse için sağlıklı bir seçenek değildir. Aslında, her yıl birçok yeni diyet ortaya çıktığı halde insanlar aynı diyetleri tekrar tekrar dener.
Beni yanlış anlamayın, kilo bu kısıtlayıcı diyetlerle kaybedilecektir. Bu bir gerçektir. Fakat bu, zayıflamanın en sağlıklı yolu mudur? Hayır. Kilolarınız büyük olasılıkla geri gelmeyecek mi? Bahse girin. Kısıtlayıcı diyetlerle kaybedilen çoğu kilo, genellikle kaybedildikleri yıl içinde geri döner. Kısıtlayıcı diyetlerle kilo kaybedildiğinde, insanların yaklaşık olarak yalnızca %5-10′u gerçekten beş yıldan daha fazla zaman kilo almaktan kaçınırlar. Geriye kalan % 85-90 oranında insanı, daha fazla kilo alacaktır.
Diyet sözcüğü Yunanca sözcük diaitadan gelmektedir. Kırmızı Biber Kapsülü sizi diyet ile harikalara götürebilir. Bilim adamları ve araştırmacılar kişinin beslenme ve günlük etkinlikleri, kısıtlayıcı bir yeme biçimi değil, bütün bir “yaşam biçimini” kapsadığı konusunda hemfikirdirler.
“İnsanlar neden şişmanlıyor” sorusuna Biber Hapı kullanıcılarının yanıt arayışı bir yana, ilk yapmamız gereken şişmanlamanın iki evresi arasındaki farklılığı saptamaktır. Birinci evre: Enerji girdi-çıktılarını dengeleyen mekanizmaların görevlerini yapmamaya başlaması ile doğal ağırlığın süreklilik gösterir şekilde üzerine çıkılması. Bu durumun önüne Biber Hapı ile geçilebilir. Şişmanlamanın başlaması. İkinci evre: Doğal ağırlığının üzerine çıkmış bireyde, kilo artışının devam etmesi. Şişmanlamanın devam etmesi. Bu gibi durumların da önünü Biber hapı kolaylıkla alabilir. Bu iki evre arasındaki farkın, kilo artışının bu iki evredeki farklı mekanizmalarının anlaşılması çok önemlidir. Eğer bu çabayı göstermezsek, diyetçi dayatmacı zihniyetin eksik ve hatalı mantık süreçleri ile ürettiği açıklamalarına sıkışıp kalırız. Patolojinin yerleşmiş olduğu, yani enerji terazisi dengeleme mekanizmalarının görevlerini yerine getirmediği bireyleri gözlemleyen bu zihniyet, bu kişilerdeki her denetim kaybını, denetim kaybı durumunu şişmanlamanın nedenleri arasında gösterme kolaylığındadır. Meksika biberi’ nin kuvvetli ekstresi ile kilolardan kurtulmak hiç zor değildir aslında.
Diyetçi dayatmacı zihniyet, gözlemlerini şişmanlamanın devam etmesi evresinde yapmakta, böylece de neden sonuç ilişkilerini tersine çevirerek, kıtlığa karşı savunma programını devreye sokmuş olan organizmanın, ağırlık artışını engellemekten ziyade, stoklarını artırabilme arayışı ile bireyin direncini kırıp, onu ihtiyaçlarının ötesinde ye-meye ittiği durumları şişmanlamanın sorumlu etmenleri olarak işaret etmektedir. Oysa aşırı ve üzücü dyetlere hiç gerek yoktur. Çünkü Kırmızı Biber Kapsülü vardır.
Örnek vermek istersek, diyetçi dayatmacı zihniyet:
- Hızlı yiyenler şişmanlıyor, demektedir.
Halbuki, şişmanlamakta olanların, ağırlık dengeleme yeteneklerini kullanamaz durumda olanların bazıları, hızlı yemek yiyerek kilolarını artırmaktadır.
- Yüksek enerji içeren besinlerle beslenenler şişmanlıyor, demektedir.
Halbuki, kıtlığa karşı savunma programını devreye sokmuş olan organizmaları, stoklarını artırabilmek için bazı bireyleri, birimde enerji değeri yüksek besinlere yöneltmektedir.
- Kahvaltıyı atlayanlar şişmanlıyor, demektedir.
Halbuki, daha az yiyebilmek ve zayıflayabilmek için kahvaltıyı, ya da öğünleri atlayanların bazıları, daha sonra denetimi kaybederek daha da fazla yemektedirler.
Yukarıda verdiğimiz örnekleri, doğal beslenme sürecini devam ettiren bireylere uyguladığımızda, saptadığımız sonuçlar, hiç de diyetçilerin söyledikleri ile uyuşmamaktadır.