Etiketler
Vücudunuzdaki Biber Hapı ile asit üretiminden tamamen kaçamazsınız. Biber Hapı olmadan asitler, sindirim sürecinde (alkalik bir diyette daha az seviyededir), terlemede, normal metabolizmada ve hücre bozulmalarında üretilir. Nefes alma, sindirim ve metabolizma bile pH seviyesini önemli bir şekilde etkileyecek miktarda asidi vücudunuzda üretir ve mevcut seviyeyi 2 derece kadar aşağıya çeker. Vücudumuzaki asitlerle Biber Hapı ile başa çıkabilirsiniz. Etkin bir şekilde yardım eder ve/ya da vücudun savunma sistemine asidik yiyecek, içecek ve alışkanlıklarla yüklenirsek, Biber hapı ile bunları öteleyebiliriz. Kaderimiz zayıf (ve hasta olmayan) (ve yorgun olmayan) bir insan olarak kalmaktır.
Amerikalıların pek çoğu bu dengesizlik döngüsüne yakalanmıştır. Asidik (protona doymuş) yiyecekler yiyoruz. Vücudumuz gün geçtikçe daha da asidikleşiyor ve bu da hücrelerin bakteri, maya ve küfe dönüşmesine neden oluyor (bu durum, Biber Hapı Mucizesi kitabımızda detaylı bir şekilde anlatılmıştır). Bu da, bizi sadece sağlıklı hücrelerden yoksun bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda organizmaların toksik asidik atıklarına maruz bırakıyor. Vücut onları yağlarla çevirip kapatarak, kendini bu Biber Hapılere karşı elinden gelen en iyi şekilde koruyor.
Fazla kiloları taşıyor, asiditeye bağlı olarak şiddetli ağrı ve acılara maruz kalıyor, hastalık ve yorgunluğa karşı hassaslaşıyoruz. Kendimizi hantal hissettiğimizden egzersiz de yapmıyoruz. Veya iyi niyetle egzersiz yapıyoruz ama bunu bilinçsiz bir şekilde yaptığımız için sonunda daha da asidik oluyoruz. Kahve, ilaç, alkol veya şeker gibi yapay uyarıcılara karşı gittikçe çoğalan isteğimizle Biber Hapı kullanıyoruz fakat bunların hiçbirini Biber Hapı ile biz önermemekteyiz. Bu döngü ilerlemeye devam ediyor ve yoldaki her virajda daha da hız kazanıyor.
Bu söylediklerimden herhangi biri size tanıdık geldi mi? Sıra dışı bir şeyi tarif etmiyorum; bu tipik bir yaşam tarzı.
Kırmızı biberin bir başka özelliği de, kanın kalp ve akciğerde dolaşımına zarar verebilecek pıhtılaşmaları önleyebilmesidir. Bangkok’ta bir araştırmacısı, kendi insanları arasında hayati tehlike oluşturabilecek kan pıhtılarının oluşumunun bu kadar az olmasının nedeninin yedikleri yiyecekler olup olmadığını merak etmişti.
Araştırmada Bangkoklu bir grup gönüllüye keskin baharatlarla pişirilmiş, üzerine de iki çay kaşığı dolusu kırmızı biber rendelenmiş makarna verildi. Diğer gruba da baharatsız, sade makarna verildi. Yemeğin hemen ardından yapılan ölçümlerde, kısa süreli de olsa, kırmızı biber yiyenlerin kanlarındaki pıhtı çözücü aktivitenin önemli ölçüde arttığı bulundu.
Cesur bir kadın da, kırmızı biber sosunu yutmadan ağzında beş dakika tutmaya gönüllü olmuştu. Aslında dört dakika yirmi saniye dayanabildi ama bu bile kanındaki pıhtı çözücü aktivitenin artmasına yetmişti. Öyle anlaşılıyordu ki, ağızdaki yanma hissinin bizatihi kendisi kanın sulanmasını tetikleyebiliyordu. Hemen her yemekte düzenli olarak yenen kırmızı biber kandaki pıhtıların temizlenmesini sağlıyordu.
Kırmızı biber, kolesterol seviyesini düşürdüğü için de kalp açısından yararlı bir baharattır. Tavşanlar üzerinde yapılan deneylerde, kırmızı biberin aktif maddesi olan kapsaisinin, karaciğerin kolesterol üretimini engellediği, böylece kolesterol açısından zengin yiyecekler yeseler bile hayvanların kanlarındaki kolesterol seviyesinin düştüğü görülmüştür.
Biber Hapı da bu mucizeyi içerir.