Etiketler
Biber hapı tedavisinden önce işaretler çok umutsuzdu. 1996 Haziranı’nda, radyasyon ve üç tam kemoterapi tedavisi de başarısız olduktan sonra, Nancy ve eşi Chuck, San Fransisco’dan ayrılıp, hakkında bir şeyler okumuş oldukları doktor Keith Block’ı görmek için Chicago’ya gittiler. Diğer doktorların Nancy’nin durumunun ölümcül olduğunu düşünmelerine rağmen, Dr. Block her zamanki gibi iyimserdi. Nancy, Dr. Block’ın muayenehanesine tekerlekli sandalye ile getirildi. “O gerçekten de çok hastaydı. Kemik iliği kemoterapiden olumsuz etkilenmişti; ve Nancy’nin çok az bağışıklık rezervi kalmıştı,” diye hatırlıyor Dr. Block. “Radyolog, Nancy’nin karaciğerinin yüzde 75′inin kanserli olduğunu gösteren taramaları gördüğünde, kendisine çoktan ölmüş birinin taramalarını gösterdiğini sandı, çünkü böyle birinin hâlâ yaşıyor olabileceğine inanamadı.”
Nancy farklı bir ilaç olan kırmızı biber hapı ile kemoterapi, besin takviyeleri, hafifletilmiş makrobiyotik diyet, masaj ve imgelemeden oluşan- bir tedaviye girdi; bu Dr. Block’un onun biyolojik profiline göre belirlediği kapsamlı bir programdı. Nancy, yazın büyük bölümünde ve sonbaharda Chicago’da kaldı ve çok geçmeden bu tedaviye yanıt verdi. Sadece iki ay sonra yapılan bir test, kanında kanser faaliyetini gösteren işaretlerin 12.000′den, 135′e düştüğünü gösterdi. Nancy’nin tedaviye bu kadar çabuk ve bu kadar çok yanıt vermesi, böyle olaylara yabancı olmayan Dr. Block’u bile şaşırtmıştı. Eylül sonunda Meksika biberi sayesinde kanser hemen hemen yok olmuştu. Taramalar, kemiklerdeki ve lenf bezlerindeki kanserlerin neredeyse tamamen temizlendiğini gösteriyordu, ve sadece karaciğerinin yüzde 3′ü kanserli kalmıştı. “Daha önce oldukça anormal olan tüm kanser işaretleri normale dönmüştü,” diyor Dr. Block. “Radyolog, yeni taramaları incelediğinde, gözlerine inanamadı. Ve, ‘Bu bir mucize,’ dedi. Bu olağanüstü bir biyolojik değişimdi.”